Haber Detayı
12 Temmuz 2016 - Salı 12:29
 
Ekranların Sarı Fırtınası Hilal Ergenekon
Ekranların sarı fırtınası o!...Haber de sunuyor at yarışı da, yetmiyor birde üstüne kendi programını da kendi hazırlıyor, Şimdi de Kanal D ekranlarının efsane programı “Doktorum”da boy gösteriyor. Evlerin şirin kızı ,sempatik cana yakın, sıcak kanlı Hilal Ergenekon , Funda Erkoç'un konuğu oldu.
- Haberi
Ekranların Sarı Fırtınası Hilal Ergenekon

Fotoğraflar: Sergen Atuk

Röportaj: Funda Erkoç

 

 

Ulusal Kanal’da haftada bir kendi programında izliyorduk seni, sonra bir baktık at yarışlarında izler olduk ve sonra büyük bir sürpriz yaptın ve Kanal D’de “Doktorum”u sunmaya başladın… Bu ne hız?

Haklısın açıkçası bazı gelişmeler bana da sürpriz oldu diyebilirim. Sessiz sedasız bir dinlenme dönemi geçirdim. Tam yeter artık sıkıldım derken şu an üç ayrı kanalda üç ayrı programın sunucusuyum.

Bir dönem sabahlar senden sorulurken şimdi atlar senden soruluyor büyük değişim bu olsa gerek?

Aslında atlar hep benden soruluyordu da bu kadar bilinmiyordu. At yarışı camiası benim ailem gibidir. TJK benim İstanbul’da mesleğe ilk başladığım yer. Ege TV’den sonra ilk ulusal kanalım. Yeri bende çok başkadır. Oradan ayrılalı neredeyse on yıl oldu ama ben hep aralarındaydım. Gazi koşularına hep gittim. Dışarıdan sunumlarını yaptım davetlerine katıldım.

Geçtiğimiz aylarda TJK TV Müdürü Erkal Filiz beni görüşmeye çağırdı. Erkal Bey tam TJKTV’nin ihtiyacı olan isim çok doğru bir adım atmış TJK. Çok deneyimli bir televizyoncu, ayrıca müthiş bir vizyonu var. Yönetim ile birlikte TJK TV’yi yeniden yapılandırmaya karar vermişler. TJK Başkanı Yasin Kadri Ekinci’nin kararları doğrultusunda Veliefendi Hipodromunun içinde şu an son teknoloji ile donatılmış full HD yayın yapan müthiş bir televizyon var.

Bu yeniliğe benim de dahil olmamı istediler seve seve dedim. Orası benim yuvam aslında buna ister ahde vefa deyin isterseniz yuvaya dönüş… Sözün özü eski camiamla kucaklaşmak beni çok mutlu ediyor.

Ulusal Kanal’da Hilal’le Gecenin Aydınlığı da devam ediyor, sezon finali yapacak mısınız?

Bu yaz öyle bir ara vermeyi düşünmedik. TJK TV ile aynı anda yürütebiliyorum orayı, haftada bir gün Salı geceleri, konukları bir ay önceden belli olan bir program. Artık oturdu ve kemik bir izleyici kitlesi var. Benim için de bir prestij programı gibi, büyük keyif alıyorum. Benim adımı taşıyor, merak ettiğim herkesi çağırıp merak ettiğim her şeyi konuşabiliyorum. Üstelik sansür yok baskı yok. Tam tersine tebrik var teşvik var… Zaten bu tempoda bu yaz bana tatil yok gibi en iyisi programı da devam ettirelim dedik Ulusal Kanal yöneticileriyle.

Peki ya Kanal D ve Doktorum? O nasıl başladı?

İşte o hikaye çok ilginç. Kanal D ile bir sağlık programı yapmak için el sıkıştığımız tarih Şubat  2015! Yayında olduğumuz tarih 2016 yazı. Bu süreç resmen bir sabreden derviş muradına ermiş hikayesi…

 

KANAL D TELEVİZYONCULUĞA ,HABERCİLİĞE VE İSTANBUL’A SEVDALANDIĞIM YER

Nasıl yani? Anlatsana

Kanal D benim en çok çalışmayı hayal ettiğim kanaldı. Çünkü daha henüz İzmir’de yaşayan bir öğrenciyken zorunlu resmi stajımı aldığım Genç iletişimciler ödülü sayesinde Kanal D haber merkezinde yapmıştım.

Bende Kanal D’nin yeri çok ayrıdır. Çünkü orası benim televizyonculuğa, haberciliğe ve İstanbul’a sevdalandığım yer.

Geçen sene bir sağlık programı yapmak için kolları sıvayıp ve birçok sunucu ile görüştükleri bir anda yollarımız kesişti. Benim tam da aradıkları isim olduğuma karar vermişler. El sıkıştık ve çekimlere başladık. O kadar güzel bir iş ki… Hastaları alıyorsunuz, tedavi ettiriyorsunuz. Üstelik Doktorum Programı’nın  tecrübeli ekibi, müthiş doktorları ve Kanal D’nin prestiji ile bunları yapıyorsunuz. Gece gündüz çalıştık o dönem bana mısın demedi. Proje o kadar heyecan vericiydi ki… İçinde akarak yaptık çekimleri, sadece sunucuları olarak ben ve Prof. Dr. Murat Aksoy değil tüm ekipte aynı heyecan ve özveri vardı.

Geçmiş zaman olarak anlatıyorsun ama program bu ay yayına girdi?

Evet işte işin en ilginç yanı da o zaten. Biz çekimleri Aralık ayında tamamladık program şimdi yayınlanıyor. Onun nedeni de Kanal D’de baştan sona yönetimin değişmesi… Önce CEO İrfan Şahin ayrıldı sonra bütün taşlar yerinden oynadı. Bizim iş yaptığımız D Production’ın Kanal D’nin ve CNN Türk’ün Genel Müdürleri değişti. Ayrıca tenkisatlar da oldu. Komple bir yeniden yapılanma dönemine denk geldik. Yani bir imza beklerken imza atacak kişiler gitti yerlerine yeni kişiler geldi. İtiraf ediyorum benim gibi tez canlı birisinin sabrı fazlasıyla sınandı bu süreçte…

Ben biraz kaderciyimdir o dönemde hop oturdum hop kalktım ama dedim ki Allah’ım bizim için doğru zamanı biliyor ve biz o zamanı bekliyoruz. Şimdi neyse ki yayındayız çok şükür ve ben üç ayrı kanalda yayın yapıyorum. Üçünün de kitleleri birbirinden çok farklı. Demek ki böyle olması gerekiyordu.

“Doktorum”u hazırlarken biz çok güzel bir ekiple çok kaliteli bir program yaptık eminim hedef kitlesini bulacaktır. Ben bu işe ve ekibe çok inanıyorum

 

ATV İLE DÜŞÜNCELERİMİZ ÖRTÜŞMEDİ

Biraz da geçmişten bahsedelim ATV Kahvaltı haberlerinin sevilen yüzüydün ama bir anda bir şeyler ters gitti, ne oldu?

Ters giden aslında bendim. Yani sabahları ekranda olmak bünyeme ters, atv’de çalışmak duruşuma ters, haber sunmak benim isteklerime tersti.

Ben çocukluğumdan beri sabah insanı olmadım ama gerek Fox gerekse Atv’de kısmetime sabah haberleri düştü. Atv’de iki yılın sonunda bu gece çalışıp gündüz uyunan ters yaşam benim hem bünyemi hem de psikolojimi sarsmıştı. Yanıma bir partner koydular sorgusuz sualsiz, açıkçası buna da bozuldum. İbrahim ile kişisel bir sorunum olmadı ama partnerli haber sunma biraz emrivaki oldu bana. Çok kırıldım. Çünkü reytinglerimiz çok iyi giderken resmen sabote edildi program. Partnerin gelişi benim için Atv’de sonun başlangıcı oldu.

Tabi jargon olarak da ilginç bir mecra o tip kanallar, diliniz başka şey söylüyor ruhunuz bambaşka bir şey. Benim duruşum aslında hiçbir zaman Atv’nin şu anki düşüncesiyle örtüşmedi.

Yine de profesyonelliğimden ödün vermeden işimi hakkıyla yerine getirdim. Yaşadığımız talihsizlik ekran önünde konuşulmuş basit bir şakalaşmadan ibaret değildi. Bir çay ısmarlama muhabbeti döndü ekranda, bizim bir metin yazarımız falan yok tamamen doğaçlama konu çaydan maaşa geldi. Aslında ekrandaki diyalog sadece bir bahane oldu. Sonuçta tazminatıma da el koydular ve çıkardılar beni.

O günlerde beni üzen ama şu an geldiğim noktada binlerce kez şükrettiğim bir durum yaşadım.

Basına farklı yansıdı ama bir an bile olan bitenden pişmanlık duymadım. Ekrandaki diyalog olmasaydı daha iyi olurdu elbet ama hayatta her şeyin bir nedeni var. Öyle olması gerekiyordu. Ben Atv gibi büyük bir kanaldan belki de beni kovmasalardı ayrılamazdım. Öyle mutsuz mutsuz çalışmaya devam ederdim. Çünkü Türkiye’nin en büyük markalarından birinde toplam 3 spikerden birisiniz. Üniversite hayallerine ihanet eder gibi. Tabi o yaşlarda kurulan her hayal gerçekleştiğinde mutlu etmeyebiliyormuş.

 Ben haber sunarken değil program sunarken daha mutluyum. Sabah mesaisinde değil gün içi ya da akşam mesaisinde daha mutluyum. Bu süreçte kendimi analiz etme ve tanıma fırsatı buldum

 

KOVULMANIN TADI BİRAZ ACI

 

Bir hukuk mücadelesi içine girdin ve galip geldin biraz bahset istersen?

Girdiğim hukuk mücadelesinin sonucunda ATV bana dünyanın en pahalı çayını ısmarladı. JJ :)

Atv bizi haksız bir şekilde tazminat ödemeden işten çıkardı. Ben de dava açtım, avukatım da babam oldu. Babamın tecrübesi ve kıvrak manevraları, davamıza bakan hakimin sağduyulu mantıklı oluşuyla dava kısa sürede sonuçlandı.

Ben yıllardır basın kartı ile çalışan bir haberciydim. Benim gerçekten parlak bir kariyerim oldu atv’ye kadar. Hep yükseliş ve transferler. Sonunda kovulmayı da tatmış olduk. İtiraf edeyim tadı biraz acı.

Ama dediğim gibi yüce Türk adaleti beni haklı buldu. Yaptığımda tazminatsız işten çıkarılacak bir şey olmadığına karar verdi. Atv bana basın kartımı ilk aldığım günden itibaren hak ettiğim bütün tazminatlarımı ödemek zorunda kaldı. Halbuki tazminat vererek çıkarsalardı ben dava açmayacaktım sadece iki yıllık tazminat ödeyeceklerdi.

Şu an kendilerine müteşekkirim.

Beyaz Tv hayatına ne kattı ne götürdü?

Atv bittikten 15 gün sonra bana Beyaz TV’den teklif geldi. O günlerde haliyle biraz tatsızdım fazla düşünmeden kabul ettim. Akşamüstü kuşağında haber sunmaya başladım. Hata yaptım orada, birincisi ben artık haber sunmak istemiyordum. İkincisi yine zikrim fikrimi tutmuyordu.

Bana sabah haberi konusunda da patronumdan bir istek geldi. Ben kesinlikle o gece mesaisini tekrar istemiyordum. Hemen reddettim. Hayatta insan paradan, meslekten, kariyerden önce sağlığını düşünmeli. Tabi işsizlik de beni ürkütüyordu kararsızdım.

Sonra benim adıma vücudum karar verdi. Ruh ve vücut dengesi diye bir şey varmış. Diliniz ile beyniniz, fikriniz ile söyledikleriniz örtüşmeliymiş.

Ben bunu vücudumu aşırı tepkisi ile öğrendim. Gece yattım, ertesi sabah kalktığımda ses tellerim iltihaplanmış kulak zarım delinmişti. Yani vücudum bana bu istemediğin işi yapma, yapmaya kalkarsan da ben müsaade etmem diyordu.

Doktor bana sesini kullanma dedi on gün rapor verdi. Raporum bittiğinde ise Beyaz TV macerası da bitmişti.

Beyaz TV’deki altı aylık süreç bana çok şey anlattı. Öncelikle ben artık haber sunmamalıydım ve editöryal olarak bu kadar baskın olan yerlerde çalışmamalıydım.

 

 

 

 

Hep merak ederim içine sinmediği bir haberi nasıl sunar spiker?

Çok zor sunar. Boğazında düğümlenenler içinde birikir. Şişersiniz…

Tabi bu işin kolayı da var. Her gittiği kanalın borusunu öttürmek sosyo politik duruşunu kanala göre konumlandırmak gibi de bir kolaycılık var. Bunu yapabilen de çok şu an kanallarda… Hatta önlenemez yükselişleri ile parmak ısırtıyorlar.

BEĞENDİĞİM İSİMLER AZINLIKTA

Şu an Türkiye’de spiker dünyasının en iyileri senin gözünden kimler?

Spikerlik mesleği çok değişti. Ben mesleğe başladığımda diksiyon, duruş vurgular önemliydi. Şimdi doğallık daha çok önemseniyor. Mesleğin dinamikleri değişti açıkçası kimi neye göre değerlendireceğimi bilemiyorum. Elbette var çok beğendiğim isimler ama maalesef azınlıktalar.

 

Evlerin cici kızı olduğun gibi gönülleri süsleyen güzel olarakta görüyorlar seni ne gibi teklifler geliyor?

Sanırım izleyiciler takipçiler beni biraz kendilerine yakın görüyorlar. Aslında bu çok güzel bir şey samimiyeti seviyorum ama ufak bir detayı kaçırıyorlar. Ben onları tanımıyorum ki…

Her gün evlenme teklifi alıyorum ama tabi komik oluyor hiç tanımadığım kişilerden teklif gelince. Bazen bana kızıp bozuluyorlar neden ciddiye almıyorsun diye… Ne diyelim insan bu gibi ilginç durumlara da alışabiliyormuş J

 

Haber spikerliği sanki biraz rafa kalktı dimi? Ulusal kanaldaki program farklı tam istediğin format hangisi?

Kesinlikle programcılık beni daha fazla heyecanlandırıyor. Habercilik de hala kutsaldır gözümde ama yapmak istediğim artık o değil. O yüzden haberle ilgili hiçbir başvuruda bulunmadım işsizken bile. Kendimi başka alanlarda geliştirmek yeni mecralara açılmak daha cazip geldi

OYUNCULUĞA YEŞİL IŞIK YAKIYORUM

Oyunculuk desem?

Çok doğru yerde doğru soru! Bahsettiğim yeni mecralardan biri de oyunculuk. Geçen sene oyunculuk dersi aldım. Hem üzerime yapışan spiker tavırdan çıkayım, sunuculuğuma katkı sağlasın diye hem de yeteneğim varsa geliştirmek için. İnanılmaz keyif aldım itiraf edeyim. İnanmazsın şu an tiyatro teklifi bile aldım.

Kesinlikle oyunculuğa yeşil ışık yakıyorum. Çok keyifli.

 

Aşk ve evlilik  desem ne yorum çıkar senden?

Onlara da yeşil ışık çıkar. Aşk dünyanın en güzel en tatlı duygusu bu tadı elbette ben de birisiyle paylaşmak istiyorum. Evlilik de cazip geliyor artık, sen beni tanıyorsun eskiden o kadar da önemsemezdim. Şimdi artık evlilik, çocuk, yuva kurmak bunları istiyorum.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Ekranların, Sarı, Fırtınası, Hilal, Ergenekon,
Yorumlar
Haber Yazılımı